
Türkiye ile AB ilişkilerinde 6 Ekim’den sonra yeni bir sayfa mı açıldı, yoksa eski defterlere yeni kalemle yeni şeyler mi yazılmaya başlandı? Hemen her kesimde son günlerin en önemli tartışması bu…
Ama ben de bu konuda “gündeme” uyup bir yorum yazayım düşüncesinde değilim, ne de olsa konunun uzmanı sayılmam…
Ben bildiğim ve takip ettiğim konularla ilgili AB ile ilintili bir başka konuya (AB fonları ve hibeleri), dikkat çekmek istiyorum. Bilindiği gibi AB fonları ve özellikle de hibe programı son dönemde birçok kesim tarafından yakından takip ediliyor. Ee nasıl edilmesin ki, ardında milyonlarca euro var. Takip ediliyor ama her başvuran da bu fonlardan ya da hibeden yararlanma şansına sahip olamıyor. Uzun ve detaylı prosedürü takip etmek ve her şeyden önemlisi de “proje” üretmek gerekiyor. Ve projeler, AB’nin “Türkiye’ye Katılım Öncesi Destek” Programı çerçevesinde sağladığı mali yardım kapsamında destekleniyor. Sözkonusu hibelerden en dikkat çekeni de Aktif İşgücü Programları Projesi Yeni Fırsatlar Programı… Çünkü bu program hem KOBİ’leri, hem de girişimcileri yakından ilgilendiriyor. Zaten programın amacı da, iş kurmayı teşvik etmek, girişimciliği ve KOBİ’leri desteklemeye yönelik.
Konuyla ilgilenenlerin http://www.iskur.gov.tr ve http://www.deltur.cec.eu.int internet adreslerinden gelişmeleri takip edebileceklerini bir kez daha hatırlatalım ve asıl konumuza dönelim…
Asıl konumuz sözkonusu AB fon ve hibelerini ticari araç haline getirenlerle ilgili… Bu hafta mail kutuma gelen bir e-mail epey dikkat çekiciydi. Bir danışmanlık firmasının (ismini reklamın iyisi kötüsü olmaz düşüncesiyle yazmayacağım) seminer duyurusunda aynen şu cümle kullanılıyordu; “AB ihalelerine kazanan teklif hazırlama” ve kazanan teklif de özellikle tırnak içine alınmıştı. Ve eğitim içeriğinde de böyle bir konuda olmazsa olmaz bütün başlıklar alt alta sıralanmıştı. Sanırsınız ki, iki günlük (zaten eğitim içeriğindeki başlıkların ne olduklarını anlatmak iki gün sürer) seminere katılınca hazırladığınız teklifler AB ihalelerinde kazanacak, o milyonlarca euro’dan da pay alabilecek. Sanırım danışmanlık firmasının niyeti de böyle bir düşünce yaratabilmek. Hala bu tür şeylere inananlar var mı bilemiyorum ama, iki günlük seminere katılmakla ne AB ihalesi alınır, ne de hibeden yararlanalıbilinir. Ayrıca, İşkur ve AB Komisyonu Türkiye Temsilciliği bu tür programlarla ilgili ihale duyurularını yukarıda verdiğim internet adreslerinden yapıyorlar ve tekliflerin bütün ayrıntılarını da veriyorlar. Ve bununla da yetinmiyorlar, formların doldurulması , prosedürün takibi konusunda ücretsiz danışmanlık hizmeti de veriyorlar. Önemli olan AB programlarındaki amaca uygun proje üretebilmek…
Benim nacizane önerim, eğer AB fonları ve hibeleri ile ilgileniyorsanız ve bir projeniz varsa, bunu resmi yerlerden takip edip bilgilenin… Ve bu işin ticaretini yapmaya kalkanlara da prim vermeyin…
SERTİFİKALAR VE BELGELER
Sözkonusu danışmanlık firması bu iki günlük müthiş semineri sonrasında katılımcılara sertifika verir mi bilemeyiz ama, sertifikalar ve belgelerin iş bulmada pek de yardımcı olmadığını birçoğumuz ne yazık ki yaşayarak öğrenmiş bulunmaktayız. Yine bu hafta gelen bir başka mailde bununla ilgiliydi. Fatma Çoşkun adlı okuyucum, bundan iki hafta önce yazdığım “eğitim şart” konulu yazıya ilişkin mesajında, bir iş görüşmesi sırasında yaşadıklarını biraz da tiye alarak anlatmıştı. Kendi deyimiyle de bunları benimle paylaşarak rahatlamıştı. Çoşkun, ODTÜ mezunu ama bununla da yetinmemiş birçok seminer ve kursa katılarak kendini geliştirmeye yönelmiş. Tabii bunlar sonucunda da birçok “belge” sahibi olmuş. Çoşkun “İş görüşmesine giderken götürdüğüm sertifikaların sayısını ben bile hatırlamıyorum” diyor ve ekliyor” onları almak için harcadığım paralarla kendi şirketini kurardım”. Peki bu sertifikalar ve belgeler iş görüşmelerinde işe yaramış mı derseniz? Cevabı zaten biliyorsunuz, ben bir daha tekrarlayıp yaranıza tuz basmayayım.
“Eğitim şart” ama, önemli olan bu eğitimlerden alınan belgeler değil “bilgiler”… Ne yazık ki, ülkemizde iş arayanlar öylesine garip bir şekilde yönlendiriliyor ki, iş bulabiliriz düşüncesiyle “belge” peşine düşüp, bu tür eğitimin ticaretini yapan yerlerden umut eder oluyor. İnsan kaynaklarındaki ilanlara bir bakıyorsunuz, aranan pozisyonla alakası olmayan vasıflar aranıyor. Bilgisayar programlarının hemen hepsini bilmeleri isteniyor, sanırsınız ki eleman arayan firmaların tamamı teknoloji şirketi… Bir de tabii 2-3 üniversite ismine takıntılı olan firmalarımız var. Hani o 2-3 üniversite dışındakilerden mezun olanlar sanki bir şey bilmezmiş, çalışma hayatında başarılı olamazmış düşüncesinde olanlar…
Ama onları yazmaya kalkarsam bu yazı bitemeyecek. Bu nedenle “bu konuya” tekrar döneriz diyerek, sizlere bu haftalık da veda ediyorum…
Haftaya buluşmak dileğiyle…
Dr. Ayşe Işınbark
ayseisinbark@bayiport.com